İletişim Bilgileri

  • info@edito-project.com
  • 0 549 249 88 44
WELLBEING odaklı tasarım kriterleri nelerdir?

WELLBEING odaklı tasarım kriterleri nelerdir?

Mimari tasarımda insan merkezli yaklaşımın önemi nedir ve sağlıklı/mutlu yaşam için WELLBEING odaklı tasarım kriterleri nelerdir?

Son yıllarda, benim için hayat kalitesini artırmak ve kendimi daha iyi hissetmek önemli hale geldi. Bu sebeple sağlıklı yaşam tarzı, meditasyon ve kendime zaman ayırmak gibi konulara daha fazla ilgi duymaya başladım. Bu süreçte well-being, wellness ve biyofili gibi kavramlarla tanıştım ve bu kavramlar benim için çok değerli hale geldi. Well-being; insanın fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığına odaklanan bir yaklaşım sunarken wellness, bireyin kendisini geliştirerek potansiyelini en üst düzeye çıkarmasını amaçlar. Bu kavramların, mimarlık ve tasarım alanlarında da giderek daha fazla önem kazanması, benim için heyecan verici bir gelişme oldu. Ancak, bu kavramların uygulanmasında hala insan merkezli yaklaşımların yeterince uygulanmadığı tartışması devam etmektedir. Bu nedenle, ben de bu konuları araştırarak projelerimi bu temelde ele alıyor ve farklı platformlarda paylaşıyorum. Bu sayede, kendim ve başkaları için daha sağlıklı ve mutlu bir yaşamın mümkün olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, bu yazıda insan merkezli tasarımların önemine dikkat çekerek mimarlık ve tasarım alanlarında uygulanması gereken standartlar ve bu standartların mimarideki yaptırımlarını ele alacağım.

Mimari tasarımda insan sağlığı ve mutluluğu ne kadar önemli bir faktördür? 

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve doğal ortam gibi faktörlerin yanı sıra, yaşadığımız mekanların da büyük bir önemi vardır. İç mekanların fiziksel koşulları, sağlığımızı etkileyebilmektedir. Temiz hava sirkülasyonu ve doğal ışık kaynaklarına sahip olmak solunum sistemimizin daha sağlıklı çalışmasına ve enerji seviyemizin yükselmesine yardımcı olabilmektedir. Aynı şekilde, gürültü kirliliğini minimize etmek stres düzeyimizi azaltabilmekte ve uyku kalitesini iyileştirebilmektedir. Işık kirliliği de dikkate alınmalıdır, çünkü aşırı aydınlatma uyku sorunlarına ve hormonal dengesizliklere yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra, iç mekanlarda temiz bir çevre sağlamak, solunum yolu sorunlarını önlemek için önemlidir. Sonuç olarak, sağlıklı bir yaşam için yaşam alanlarımızın fiziksel koşullarını düzenlemek ve sağlıklı bir çevre oluşturmak büyük önem taşır.

İç mekan çevre kalitesi, LEED ve diğer yeşil bina derecelendirme sistemlerinde önemli bir konu olarak ele alınmaktadır. Bunun sebebi, çoğumuzun zamanımızın %90'ını kapalı alanlarda geçirmemizdir. Ancak, maalesef binalarda maruz kaldığımız kirleticilerin dış mekanlardan 2-5 kat daha fazla olduğu gerçeği pek bilinmemektedir.

Bina içindeki kirleticiler, genellikle insan duyularıyla fark edilemeyecek kadar küçüktür. Bu durum, yaşadığımız ortamların ne kadar kirli olduğunu anlamamızı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, bilimsel uygulamalarla bina iç ortam çevre kalitesini ölçülebilir verilerle değerlendirmek gerekmektedir.

İç ortam kalitesi ve insan sağlığı konuları, son yıllarda bilimsel araştırmaların odağı haline gelmiştir. Çünkü, bina içinde maruz kaldığımız kirleticilerin sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olduğu tıbbi araştırmalarla kanıtlanmıştır. Solunum yolu rahatsızlıklarından kanser ve kalp rahatsızlıklarına kadar birçok hastalık, içinde yaşadığımız binalarla ilişkilendirilmiştir.

Bu doğrultuda, WELL Building Standards'ın insanların sağlığı ve mutluluğu için mimari tasarımda birçok önemli faktörü ele aldığını ve oldukça önemli bir adım olduğunu düşünmekteyim. Ancak, her mimari proje için tek bir standart oluşturmanın zorluğunu da unutmamak gerekmektedir. Bununla birlikte, WELL Building Standards gibi standartlar; mimarlar, işverenler ve inşaat sektörü için rehberlik sağlayarak insan merkezli tasarımların yaygınlaşmasına yardımcı olacaktır.

Delos, Cleveland Klinik, Mayo Klinik, Kolombiya Üniversitesi Tıp Merkezi uzman doktorları, bilim adamları, mimarlar ve mühendisler tarafından binalarda insan sağlığını iyileştirmek amacıyla yeni bir sertifika sistemi oluşturmak için çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmalar sonucunda, yedi yıllık titiz bir bilimsel araştırma süreci sonucunda WELL Bina Standardı adıyla ilk kez Ekim 2014'te yayınlandı. Kasım 2016'da, WELL Building Standard™ ve BREEAM uyumlu hale getirildi, bu sayede belgeler her iki kuruluş tarafından da tanındı ve zaman ve para tasarrufu sağlandı. Nisan 2017'de, WELL ve LEED de birlikte çalışacakları bir işbirliği yaptı. IWBI CEO'su Rick Febrizzi'nin belirttiği gibi, sürdürülebilirlik ve sağlık birbiriyle bağlantılı ise, ancak bu iki sistemin birlikte çalıştığı sürece anlamlı olacaktır.

"İç mekanlarda insan sağlığına önem veren WELL Sertifikasyonu, insanların hayatını nasıl etkiliyor?"

Elbette, sağlıklı bir bina inşa etmek biz mimarların asli görevlerinden biridir. Ancak WELL Bina Standardı, mimarların sadece yapıyı sağlıklı hale getirmekle kalmayıp aynı zamanda bina kullanıcılarının da sağlıklı tercihler yapmalarını teşvik etmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Bu sayede bina sadece sağlıklı bir çevre oluşturmakla kalmayacak, aynı zamanda kullanıcıların yaşam tarzlarını da olumlu yönde etkileyecektir. WELL Bina Standardı, sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal sağlığı da dikkate alarak bina tasarımı ve işletmesine bir bütünsellik kazandırmaktadır. Dolayısıyla mimarlar olarak, sadece bina yapmakla kalmayıp insan sağlığına etkisini de göz önünde bulunduran tasarımlar yapmak gibi toplumsal bir sorumluluğumuz vardır.

WELL Bina Standartları, farklı konu başlıkları altında çeşitli disiplinleri bir araya getiren bir tasarım süreci benimsemektedir. Bu yaklaşım sadece tasarımcıları değil, sürecin bağlı olduğu diğer disiplinler ve birimler tarafından da katkı sağlanmasını öngörmektedir. Bu sayede, çoklu aktörlerin birlikte çalışmasıyla bütünsel bir yaklaşım benimsenmektedir.

WELL konsepti içinde projelerimizde zaten yer verdiğimiz ancak yazılı olmayan kriterleri fark etmekteyiz. Bu durum, tasarım hizmetimizin kalitesinin ve insan odaklı yaklaşımımızın sektördeki önemini daha da pekiştirmektedir.

Biz EDITO PROJECT olarak konut, ofis ve turizm mekanları gibi mekanlarda tasarım hizmeti veren bir grubuz. Bu nedenle, Well yaklaşımı ile ilgili araştırmalarımızı ve çalışmalarımızı bu alanlarda yoğunlaştırmaktayız. Well hem iç mimari hem de mimari tasarımı kapsayan bir yaklaşımdır. Mimari projelerde, 10 ayrı kriter (hava, su, beslenme/gıda, ışık, hareket, ısıl konfor, ses, malzeme, zihin, toplum, yenilik) tasarım sürecinin içinde değerlendirilebilir ve proje sertifika hedefliyse puanlamaları bu doğrultuda gerçekleştirilir. Her bir kriterin alt açılımları, değerlendirme kriterleri ve puanları ayrıntılı bir şekilde belirlenmiştir.

 

WELL’in 10 Kriteri,

  1. Hava: Binaların iç hava kalitesi, havalandırma sistemleri, kimyasal kirleticiler ve diğer iç ortam faktörleri gibi unsurlarla ilgili sağlık standartlarına uygun olmalıdır.

  2. Su: Binaların içme suyu kalitesi, sızıntıları önleme, su tasarrufu gibi konularda çevresel olarak sürdürülebilir olması gerekmektedir.

  3. Beslenme: Binaların beslenmeyle ilgili olan unsurları, yiyecek ve içecek seçenekleri, gıda saklama ve hazırlama alanları gibi faktörleri, sağlıklı beslenmeyi teşvik edecek şekilde düzenlemelidir.

  4. Işık: Binaların iç mekanlarında doğal ışık kullanımı, yapay aydınlatma sistemleri ve ışık kalitesi, çalışma verimliliği ve sirkadiyen ritimler için sağlık standartlarına uygun olmalıdır.

  5. Fitness: Binaların kullanıcılarının fiziksel aktivite yapabilecekleri alanlar, fitness ekipmanları, spor faaliyetleri için gerekli olan hava kalitesi, ses ve aydınlatma düzenlemeleri gibi unsurlar sağlanmalıdır.

  6. Konfor: Binaların iç ortam sıcaklığı, nem, havalandırma gibi konfor faktörleri sağlıklı ve konforlu bir çalışma ortamı yaratmak için uygun olmalıdır.

  7. Zihin: Binaların iç mekanları; renkler, malzemeler, tasarımlar ve gürültü seviyeleri gibi faktörler ile kullanıcıların zihinsel sağlığına katkıda bulunacak şekilde tasarlanmalıdır.

  8. Malzeme: Binaların yapımında kullanılan malzemeler sağlık ve çevre açısından sürdürülebilir, geri dönüştürülebilir olmalı ve çevreye zarar vermemelidir.

  9. Toplum: Binaların kullanıcıları ve ziyaretçileri, yerel topluluklarla uyumlu ve etkileşimli olacak şekilde tasarlanmalıdır.

  10. İnovasyon: Binaların, teknolojik yeniliklerin ve en son araştırmaların uygulanmasını teşvik ederek sürekli olarak iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir.

 Daha fazla bilgi için http://www.wellcertified.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

 

Projelerimizde insan sağlığı, çevre ve toplum odaklı bir yaklaşımla tasarım yaparak daha kaliteli, sürdürülebilir ve yaşanabilir yapılar üretmeyi hedefliyoruz. Bu nedenle, WELL Bina Standardı'nın belirlediği kriterleri bilinçli bir şekilde uygulayarak projelerimizin bu standartlara uygunluğunu gözlemliyoruz.

İlerleyen blog yazılarımızda ve projelerimizin yayınlarında, tasarımlarımızda uyguladığımız kriterleri detaylı bir şekilde açıklayarak ve görsel örneklerle destekleyerek, okuyucularımıza bu standartların neden önemli olduğunu göstermeyi amaçlıyoruz. Böylece, insan sağlığı, çevre ve toplum açısından daha duyarlı ve sorumlu projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlamak istiyoruz.